AVRUPA VE DÜNYADA PİPO VE TÜTÜN TARİHİ DERLEMELERİ

Tütünün tarihi ve tütün hakkında faydalı bilgiler.
Kullanıcı avatarı
Birol Salman
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 55
Kayıt: Çrş May 10, 2017 2:35 pm

AVRUPA VE DÜNYADA PİPO TARİH DERLEMELERİ

Mesaj gönderen Birol Salman » Çrş May 29, 2019 11:10 am

JOSEPH GAMBIER in öyküsü

1780 yılında kurulan Maison Gambier Hollanda tipi tek parça kil pipolar üreten, hayli sıradan bir Fransız atölyesidir. Ancak, kurucunun oğlu Joseph Gambier 1817’de atölyenin başına gelince işler değişir. Gambier lületaşı ve porselen pipolardaki kiraz ağacı sap ve kehribar ağızlık kombinasyonunu kil pipolara uyarlar ve büyük sükse yapar. Asıl atılım ise 1834 yılında gerçekleşecektir.

Fransa’nın 1830’da Cezayir’i ele geçirmesinin ardından ülkede yeni bir oryantalizm rüzgârı esmektedir. Gambier lüle figürünü sakallı, sarıklı bir başa çevirir. Hele ki sakal kısmını nispeten hızlı ısınan kil pipolarda tutma yeri olarak kullanılacak şekilde uzatır. Jacob adı verilen bu pipo öyle büyük ilgi görür ki uyanık sanayici Melervin Hasslauer bir yıl sonra Maison Gambier’yi satın alır. Atölye fabrikaya çevrilir, Jacob modellerinin sayısı on bire çıkartılır.

Öte yandan, rakipler de boş durmaz. Jacob taklidi pipolar Fransa piyasasını istila ederken, Maison Gambier pipolarının üzerine “gerçek Jacob benim” yazmak zorunda kalır. Rakipler boş durur mu, onlar da “iyi Jacob benim”, “yakışıklı Jacob benim”, hatta “gerçeği benim” gibi ibareleri pipolarına yazmakta gecikmez. Dahası, Annier, Ambier gibi, Gambier ile kolayca karıştırılacak markalar meydana çıkar.

Kurnaz bir pipo yapımcısı bununla da yetinmez. Soyadı Gambier olan bir fıçıcıdan adını kullanma hakkını satın alır ve doğrudan Gambier adıyla üretime başlar. Maison Gambier’nin başlattığı hukuk mücadelesi Temyiz Mahkemesi’nin Maison Gambier lehine kararı 1865’te onamasına kadar devam eder. Maison Gambier bu hukuk zaferinin yanında sayısız ekonomik zafere de imza atar. 1850 ile 1926 arasında yaklaşık 2 milyar Gambier piposu üretildiği tahmin ediliyor.

Fakat zaman değişmekte, Gambier değişmemektedir. Briar pipoların orta sınıf için daha kolay ulaşılır hale gelmesiyle birlikte, Gambier’nin ucuz ve demode pipo imajı pekişir. Maison Gambier nihayet 1928’de fabrikaya kilit vurur ama önce Fransız piposeverlerin hatıralarında, sonra koleksiyonerlerin en değerli pipoları arasında yaşamaya devam eder.

Resim

ÇEVİRİ VE DERLEME: Yunus Bakihan Çamurdan‎

Kullanıcı avatarı
Birol Salman
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 55
Kayıt: Çrş May 10, 2017 2:35 pm

AVRUPA VE DÜNYADA PİPO TARİH DERLEMELERİ

Mesaj gönderen Birol Salman » Çrş May 29, 2019 11:15 am

LATAKYANIN ÖYKÜSÜ
1744 yılında, Lazkiye bölgesinde çıkan iç karışıklık nedeniyle, köylüler tütünlerini pazara götüremezler. Yetiştirdikleri tütün bölgenin en kıymetlisi duhan cebelî, yani dağ tütünü olduğu için, nasıl olsa para edecek diye saklamaya başlarlar ve kulübelerinin tavanına asarlar. Aylar sonra ortalık yatışınca, tütünleri tavandan indirdiklerinde, kulübede yaktıkları pırnal meşesinin dumanıyla karardığını ve değişik, cazip bir koku kazandığını görürler. Lazkiye’deki tüccarlar artık böyle islemeye başladıkları tütünü Abu Riha, yani rayihanın babası adıyla satarlar.

Bu yaygın hikâyenin doğruluğu tartışmalı olsa da Abu Riha’nın, bugün en çok bilinen adıyla Latakia’nın 18. yüzyıl ortalarında üretilmeye başlandığına işaret ediyor. Abu Riha önce bölgede çok büyük talep görür ve yüksek fiyatlardan satılır. Suriye'nin Kavalalı hanedanı egemenliğine girdiği 1830'larda ise ehlikeyif Mısırlılar tarafından keşfedilir. Tonlarca Abu Riha Lazkiye limanından yüklenip İskenderiye’ye gönderilir ve tiryakilerin çubuklarına dolar. Böylece, Mısır’ın en çok aranan tütünü haline gelir.

Andrew Chatto Abu Riha’ya övgü içeren bir şiiri aktarıyor:

Tütünümün dumanı ne güzeldir,
Kahire rakkasesinden daha çekici.
Tütünümün kokusu ne güzeldir,
Narın rayihasından daha tatlı.

Resim


ÇEVİRİ VE DERLEME: Yunus Bakihan Çamurdan‎

Kullanıcı avatarı
Birol Salman
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 55
Kayıt: Çrş May 10, 2017 2:35 pm

AVRUPA VE DÜNYADA PİPO TARİH DERLEMELERİ

Mesaj gönderen Birol Salman » Çrş May 29, 2019 11:17 am

LÜLETAŞI PİPOLARIN RENKLENDİRME ÖYKÜSÜ

19. yüzyıl Avrupa’sında, lületaşı pipoların renklenmesi kimileri için sanat, kimileri için saplantı, hatta kimileri için geçim kapısı halini almıştı. Öncelikle, konu sadece renklenme değil, renklenme sonucunda piponun nasıl bir görünüm kazanacağıydı. Örneğin, lülenin üstteki hazne kısmının beyaz kalması istendiğinde uygulanacak teknikle, homojen bir renklenme için uygulanacak teknik farklıydı. Ancak, çoğu kez işin inceliklerine bakılmaksızın, renklenmiş bir lületaşı pipo tek başına zenginlik ve statü sembolüydü.

Varlıklı adamlar bütün günlerini pipo içirerek geçiremeyecekleri için, renklenmeyi kısa sürede elde edecek çözüm yolları bulunmuştu. Almanya’da pipo, yanında ona aylarca yetecek tütünle birlikte bir yoksula verilir, tatmin edici renklenme meydana geldiğinde garibanın elinden alıverilirdi. Paris’te ise yeni bir meslek türemişti. Pipo renklendiricilere piponuzu ve bolca tütün istihkakını verdiğinizde, gündeliği 1 franktan olmak üzere, bu işi sizin için seve seve üstlenirlerdi.

Alfred Dunhill böyle olanaklar yönünden şanslı olmayan İngiltere’de geçen bir öykü anlatır. 1850’lerde, pipo meraklısı bir zengin lületaşı piposunu süvari alayına bırakır. Tek şartı bu piponun alaydaki her nöbette, durmaksızın içilmesidir. Tütün masrafını dert etmelerine de gerek yoktur. Askerler bu değerli pipodan içmek için yarışırlar ve yedi ayın sonunda, pipo çok güzel bir kehribar rengine bürünür. Asıl çarpıcı renk değişimi ise başka yerde gerçekleşir. Askerlerin içtiği tütünlerin faturasını okuduğunda, adamın yüzü beyaz lületaşınınkinden farksız bir renk alacaktır.

Resim

ÇEVİRİ VE DERLEME: Yunus Bakihan Çamurdan‎

Kullanıcı avatarı
Birol Salman
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 55
Kayıt: Çrş May 10, 2017 2:35 pm

AVRUPA VE DÜNYADA PİPO TARİH DERLEMELERİ

Mesaj gönderen Birol Salman » Çrş May 29, 2019 11:21 am

Dr. Perl JUNİOR FLİTRE HİKAYESİ

Waldshut şehrinde hekimlik yapan Johann Jakob Franz Vicarius 1689 yılında bastırdığı kitabında pipolar için yeni bir tasarım öneriyordu. Doktora göre, o zamana kadar üretilen toplayıcı hazne modelleri tütün dumanını süzmekte yeterli değildi. Kitapta kil pipoların sap kısmına geniş bir cam hazne takılması, bu hazneye de sirkeye batırılmış sünger doldurulması, dumanın bu şekilde filtrelenmesi öneriliyordu.

Vicarius’un icadına heves eden Viyanalı pipo ustaları bu modeli örnek alan pipolar geliştirdiyse de Almanya’da kil pipoların yerini, en azından varlıklı çevrelerde, porselen pipolara bırakmasıyla yeni arayışlar da başladı. Bugün “Alman piposu” denildiğinde ilk akla gelen, iki hazneli Gesteckpfeife, yani parçalı pipo görkemli ve nostaljik imajıyla bilinse de böyle sağlık kaygılarının ürünüdür. Tasarımda amaç tütün dumanının alt haznede toplanması ve “zehirli” maddelerin içene ulaşmadan burada biriktirilmesiydi. Ancak, briar pipoların yaygınlaşmasıyla birlikte, teknoloji ve sağlık düşkünü Almanların farklı çözümler araması gecikmedi.

Vauen firması 1. Dünya Savaşı sonrasında, Dr. Perl adını verdiği ve kâğıt filtrelerle kullanılan “sağlık piposu” modellerini agresif bir reklam kampanyasıyla piyasaya sürdü. Vauen 1934’te, Dr. Perl Junior filtreleriyle birlikte 9 milimetrelik aktif karbon filtreye geçti ve Almanlar bu filtrelerden o kadar memnun kaldılar ki günümüzde Almanya’da halen yılda 150 milyon civarında Dr. Perl Junior filtresi satılmakta.

Resim

ÇEVİRİ VE DERLEME: Yunus Bakihan Çamurdan‎

Kullanıcı avatarı
Birol Salman
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 55
Kayıt: Çrş May 10, 2017 2:35 pm

AVRUPA VE DÜNYADA PİPO TARİH DERLEMELERİ

Mesaj gönderen Birol Salman » Çrş May 29, 2019 11:24 am

Tarihte pipo düşkünü general aranıyorsa Napolyon’un hafif süvari komutanı Lasalle’dan daha iyisi bulunamaz. Lasalle piposunu gerçekten de elinden hiç düşürmezdi. Öyle ki savaş meydanında hücum işaretini piposunu havaya kaldırarak vermesiyle ünlenmişti. Askerlerinin de piposeverlik konusunda kendisini örnek almasını ister, tereddüt edenleri “pipo içmeyen bir süvari kötü askerdir” diye paylardı.

Lasalle yalnızca lületaşından, gümüş işlemeli, kiraz ağacı saplı, kehribar ağızlıklı pipolara değil, içkiye ve kadınlara da düşkündü. Bu davranışlarıyla, Napolyon hariç tüm Paris’i hayrete düşürmekten ve onların tepkileriyle eğlenmekten geri durmazdı. Yine bir içki âleminin ardından, içtiği şişeleri piyade komutanlarından Thiébault’ya saydırmış, Thiébault’nun “dostum, kendini öldürmek mi istiyorsun?” sorusuna “otuz yaşını görmüş bir süvari korkağın tekidir!” cevabını vermişti.

Lasalle Wagram Savaşı arifesinde, karargâhta bavulunu açınca, en sevdiği piposunun ve karısının hatırası olan kadehin kırılmış olduğunu gördü. Napolyon’a ve karısına mektup yazarak, onlara savaşta öleceğini söyledi. Ertesi gün Fransız ordusu Avusturyalılar karşısında kesin zafer kazanmış, ancak Lasalle alnında bir Macar piyadesinin mermisi, elinde piposu, savaş meydanında yere serilmişti. O gün tam otuz dört yaşındaydı.

Resim

ÇEVİRİ VE DERLEME: Yunus Bakihan Çamurdan‎

Kullanıcı avatarı
Birol Salman
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 55
Kayıt: Çrş May 10, 2017 2:35 pm

AVRUPA VE DÜNYADA PİPO VE TÜTÜN TARİHİ DERLEMELERİ

Mesaj gönderen Birol Salman » Çrş May 29, 2019 11:30 am

Presleme tekniklerinin 19. yüzyıl sonlarına doğru geliştirilmesinden önce, tütünü nemini uzun süre koruyabileceği şekilde korumanın en sağlam yöntemi önce sarıp halat haline getirmek (rope), daha sonra kıvırarak sıkıştırmak (twist) şeklindeydi. Bu sayede, okyanuslara yelken açan gemicilerden Vahşi Batı’nın kovboylarına kadar nice tiryakisine sadakatle eşlik edebiliyordu.

Britanya’nın madencileri için ise twist tütün ayrı bir değer taşıyordu. Madencinin cebinde pirinçten tütün kutusu ve onun içinde de birkaç dilim tütün olmadan madene inmesi düşünülemezdi. Bu tütünün keyif vermenin ötesinde, pratik bir faydası vardı. Ağza atılıp çiğnendiğinde, madenin tozlu ortamında ağzın kurumamasını ve ıslak kalmasını sağlıyordu. Fakat madencimizin tütünüyle işi madende bitmezdi. Çiğnendikten sonra kutusuna geri konulur, mesai bitene kadar orada kurur ve pubda madencinin kil piposuna dolarak, içtiği biraya eşlik ederdi. Madenci elbette bununla da yetinmezdi. Külü yine kutuya doldurur, evine götürür ve iyice ezerek enfiye olarak kullanırdı.

Bunca badire atlatan tütünün hâlâ tat verebilmesi için en sert, en ağır tütünlerden hazırlanması zorunluydu. Eskinin tutumlu ve tütün düşkünü madencileri çoktan tarihe karışsa da twist üreten imalatçıların günümüzde de bu türden tütünler kullanması geleneği devam etmekte.

Resim

ÇEVİRİ VE DERLEME: Yunus Bakihan Çamurdan‎

Kullanıcı avatarı
Birol Salman
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 55
Kayıt: Çrş May 10, 2017 2:35 pm

KİSERU TARİHÇESİ (japon piposu)

Mesaj gönderen Birol Salman » Pzt Tem 15, 2019 9:45 am

KİSERU TARİHÇESİ (japon piposu)

Japonya’da 1603’ten 1868’e kadar süren Edo döneminde tütün tüketiminin tek aracı kiseru denilen pipolardı. Ne Çin’in enfiyesi, ne de Güneydoğu Asya’nın puroları Japon adalarına nüfuz edebilmişti. Japon toplumunun katı sınıfçı yapısı kiseru konusunda da kendisini gösteriyordu. Örneğin, kiseru tutma biçimleri sınıflara göre ayrı ayrıydı. Öte yandan, bu toplum yapısının yine kiseru konusunda başka görünümleri de vardı.
Edo dönemi sert askeri rejimine rağmen, hatta belki de bu yüzden, Japon şehirlerinin önemli güvenlik sorunları yaşadığı bir çağdı. Çünkü dönemin başlangıcından itibaren, şehirlerdeki emniyet vakalarının önemli bir kısmı, kabukimono denilen başıboş samuray çetelerinden kaynaklıydı. Ne var ki çoğunluğu tüccarlardan oluşan ve kılıç taşımaları yasak olan kentli sınıf mensupları buna kendilerince bir çözüm aramakta gecikmediler.
Büyük ve kalın, tamamen demir veya çelik gibi sert metalden yapılmış ve normal kiseruların aksine, gövdeleri çoğu kez kenarlı, bazen delici kısımları da bulunan ve ağırlığı onlardan yaklaşık 15 kat daha fazla pipolar kenka-giseru, yani dövüş piposu olarak adlandırılmaya başlandı. Biçimleri kullanıcının ihtiyaçlarına göre değiştiğinden ve savaş sanatı okullarının parçası olmadıkları için, nasıl kullanıldıklarını tam olarak bilemiyoruz. Sahiplerini korumakta ne kadar başarılı olduklarını da.
Kenka-giseru’nun bu belli belirsiz tarihine rağmen, Japon popüler kültüründe yaratıcılığı tetiklemekten elbette geri durmadığını da eklemek gerekir. Örneğin, Hayate Kuku’nun Nekomata çizgi romanında, polis memuru olan baş karakter Jinbe’nin tek silahı lüle kısmına kamelya deseni işlenmiş bir kenka-giseru’dur.

Resim

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir